Türkiye, biyoçeşitlilik açısından dünyanın en zengin coğrafyalarından biri olmasına rağmen tıbbi aromatik bitkiler pazarında hâlâ “hammadde tedarikçisi” konumunda. İzmir’in kuzeyinde yükselen Kınık Organize Tarım Bölgesi (Kınık OTB), bu tabloyu değiştirmek için yola çıkıyor.
EGİAD Yarın Dergisi 83. Sayı — Sayfa 44–47
Türkiye, biyoçeşitlilik açısından dünyanın en zengin coğrafyalarından biri olmasına rağmen tıbbi aromatik bitkiler pazarında hâlâ “hammadde tedarikçisi” konumunda. İzmir’in kuzeyinde yükselen Kınık Organize Tarım Bölgesi (Kınık OTB), bu tabloyu değiştirmek için yola çıkıyor. Kınık OTB Yönetim Kurulu Başkanı Enver Olgunsoy ile gelinen noktayı ve hedefleri konuştuk.
2021 yılında başlayan bu yolculukta bugün hangi somut noktaya ulaştınız? Hikâyemiz 2021’de başladı. Bugün artık sahada somut ilerlemeleri net şekilde görebildiğimiz bir noktadayız. Yollarımız açılıyor, altyapı çalışmaları hızla devam ediyor. Burası 1 milyon 320 bin metrekare devasa bir alan; aslında bir tarım şehri kuruyoruz. Altyapıyı klasik yöntemlerle değil, bütüncül bir sistem ile kuruyoruz.
“2021 yılında başlayan bu yolculukta bugün hangi somut noktaya ulaştınız?”
— Enver Olgunsoy, Kınık Bitkisel Üretim TDİOSB Başkanı
Sektörel Vizyon ve Stratejik Değerlendirme
Atık su, temiz su, elektrik, doğalgaz ve fiber hatlar aynı sistem içinde ilerliyor. Bölgenin omurgasını en baştan, planlı ve modern bir şekilde inşa ediyoruz. Güvenlik tarafında da farklı bir yaklaşımımız var. Özellikle kenevir gibi hassas ve suistimale açık ama tıbbi değeri yüksek bitkiler üretileceği için, çevreyi özel güvenlik duvarları ve kamera sistemleriyle donatıyoruz.
Hedefimiz bu yılın Kasım ayında altyapıyı tamamlamak ve 2027 yılında üretim çarklarını döndürmek. Başlangıçta 56 sera ve 41 tesis planlanıyordu. Bu yapı aynı şekilde mi ilerliyor? Genel çerçeve korunuyor ama biz baştan beri esnek bir model kurguladık. Burada ağır sanayi olmayacak. Daha çok uçucu yağ, ekstraksiyon ve işleme odaklı, nispeten daha küçük ölçekli ama yüksek katma değerli üretim yapan tesisler yer alacak.
Parselleme de sabit değil; yatırımcının ihtiyacına göre 3 dönüm, 5 dönüm, 10 dönüm ya da birleşik daha büyük parseller oluşturulabilecek. Yani yapı hem planlı hem de esnek. Bu tarım organize bölgeyi diğerlerinden ayıran en temel fark ne? Biz sadece üretim yapmayacağız, katma değer üreteceğiz. Türkiye’nin en büyük sorunu da tam olarak burada başlıyor. Örneğin, kekikte dünya lideriyiz, ama ürünü kurutup satıyoruz.
Oysa o kekiğin içindeki karvakrol, ilaç sanayisi için çok değerli bir etken madde. Aynı durum diğer ürünlerde de geçerli. Domatesten likopen, biberden kapsaisin… Tıbbi aromatik bitkilerde yeni merkez ‘Kınık’ olacak. Hedef: Kasım ayında altyapıyı tamamlamak, 2027’de üretim çarklarını döndürmek Geleceğin tarım modelini Kınık’ta kuruyoruz Kınık OTB Yönetim Kurulu Başkanı Enver Olgunsoy: “Bizim hedefimiz çok net: Ham ürün değil, katma değer üretmek.” Biz bu etken maddeleri çıkaran bir sistem kuruyoruz.
Sadece tarım değil, tarımın sanayiyle birleştiği bir modelden bahsediyoruz. Türkiye bu alanda neden geri kalıyor? Aslında potansiyelimiz çok yüksek. Türkiye’de yaklaşık 600 tıbbi aromatik bitki var ve bunların önemli bir kısmı endemik. Ama biz bu zenginliği işleyemiyoruz. Üretiyoruz, kurutuyoruz ve satıyoruz. Katma değerli kısmı başka ülkeler yapıyor. Bizim hedefimiz bu zincirin tamamını burada kurmak.
Üretimden başlayıp işleme, ekstraksiyon ve etken madde üretimine kadar giden bütün süreci aynı bölgede toplamak. Akademi ve Ar-Ge bu işin neresinde duruyor? Bu işin kalbinde bilim var. Bilim olmadan bu dönüşüm mümkün değil. Bölgede bir Ar-Ge Merkezi kuruyoruz. Bunun yanında tıbbi aromatik bitkiler alanında bir meslek yüksekokulu açılması planlanıyor. Üniversite ile iş birliği içinde ilerliyoruz.
Öğrenci okulda teorik eğitim alırken aynı anda sahada, üretimin içinde olacak. Eğitimle üretimi aynı yerde buluşturuyoruz. Burayı sadece bir üretim alanı değil, aynı zamanda bir bilgi ve teknoloji üssü olarak görüyoruz. Tohum ve fide konusu da önemli bir başlık… Kesinlikle. Bu alandaki en büyük eksiklerden biri bu. Örneğin, lavanta yıllarca yurt dışından geldi.
Bu kabul edilebilir bir durum değil. O yüzden bölgede tohum ve fide üretim altyapısını da kuruyoruz. İşin en başından, en kritik halkasından başlıyoruz. Yatırımcılar için nasıl bir model sunuyorsunuz? Yatırımcı açısından iki önemli avantajımız var. Birincisi tapu meselesi. Diğer OSB’lerde tapu genellikle tesis bittikten sonra verilir. Bizde ise yatırımcı ödemesini yaptığında tapusunu hemen alıyor.
Gelecek Projeksiyonu ve Çözüm Önerileri
Kınık OTB, Türkiye’nin biyoçeşitlilik gücünü katma değere dönüştürerek tıbbi aromatik bitkilerde üretimden Ar-Ge ve etken maddeye uzanan yeni bir tarım- sanayi modeli kurmayı hedefliyor. İkincisi ve belki daha önemlisi, hibe desteği. Bu tapu ile başvuru yapıldığında yatırımın yüzde 70’ine kadar hibe alma imkânı var. Bu kredi değil, doğrudan hibe. Şu an parsel satışlarımız başladı ve ciddi ilgi görüyoruz.
Yabancı yatırımcı ilgisi nasıl? Daha şimdiden ilgi var. Hollandalı bir firma yatırım planlıyor. Bu firma, burada üreteceği ürünleri Türkiye’de satmayacak; tamamen ihracata yönelik çalışacak. Bu da projenin uluslararası potansiyelini gösteriyor. Su krizi giderek büyüyor. Bu projede nasıl bir yaklaşım var? Bu konu bizim için çok kritik. Türkiye, su yoksulu bir ülke ve mevcut tarım modeli sürdürülebilir değil.
Tarımda kullanılan su oranı çok yüksek. Bu yüzden gelecekte açık tarım ve vahşi sulama ciddi şekilde azalacak, hatta bitecek. Biz bu nedenle baştan itibaren farklı bir model kuruyoruz. Susuz tarım, kapalı sistem üretim, topraksız tarım ve geri dönüşümlü su kullanımı. Ayrıca Çeşme anasonu gibi susuz tarıma uygun, yüksek katma değerli ürünleri de yaygınlaştırmayı planlıyoruz.
Enerji tarafında nasıl bir sistem öngörüyorsunuz? Enerji maliyetlerini kontrol altında tutmak için sürdürülebilir çözümler planladık. Güneş enerjisi, gri su kullanımı, geri kazanım sistemleri ve kompost tesisleri projede yer alıyor. Jeotermal enerji de değerlendirildi ancak maliyet nedeniyle ilk etapta doğalgaz tercih edildi. Çiftçi bu modele nasıl adapte olacak?
Çiftçi görmeden kolay ikna olmaz. Bu çok doğal. Biz de bu dönüşümü sahada göstereceğiz. Tıbbi aromatik bitkilerin, geleneksel ürünlere göre daha yüksek gelir sağladığını uygulamalı olarak anlatacağız. Teorik değil, pratik bir dönüşüm süreci olacak. Tam kapasiteye ulaşıldığında nasıl bir tablo ortaya çıkacak? En az 3 bin kişilik istihdam öngörüyoruz. Ürün çeşitliliğine bağlı olarak bu sayı 5 bine kadar çıkabilir.
Özellikle safran gibi yoğun işçilik gerektiren ürünler bu sayıyı artıracaktır. Son olarak, bu projenin temel vizyonunu nasıl özetlersiniz? Bizim hedefimiz çok net: ham ürün değil, katma değer üretmek. Örneğin; kekiği sadece toplamakla kalmayacağız; kurutacağız, yağını çıkaracağız ve içindeki etken maddeyi üreteceğiz. Kısacası burada sadece bitki yetiştirilmeyecek.
Burada yeni bir tarım modeli kuruluyor.