“Hedefimiz Türkiye’de hem akademik hem endüstriyel anlamda gıda güvenliği ve güvencesi alanında lider konumda olmak” Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi (ARGEFAR) Müdürü Prof. Dr.
“Hedefimiz Türkiye’de hem akademik hem endüstriyel anlamda gıda güvenliği ve güvencesi alanında lider konumda olmak” Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi (ARGEFAR) Müdürü Prof. Dr. Seda Ersus: Gıda güvencesinde Türkiye’nin öncelikleri; bilinçli üretim ve sıkı denetim Türkiye’de gıda güvenliği ve güvencesi hâlâ kritik konular.
Pestisit kalıntıları, bilinçsiz üretim ve yetersiz takip sistemleri hem tüketici sağlığını hem de ihracatın sürdürülebilirliğini ve ülkenin uluslararası prestijini de tehdit ediyor. Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi (ARGEFAR) Müdürü Prof. Dr. Seda Ersus, yapılan teknolojik yatırımların önemine dikkat çekiyor.
“Pestisit kalıntıları, bilinçsiz üretim ve yetersiz takip sistemleri hem tüketici sağlığını hem de ihracatın sürdürülebilirliğini ve ülkenin uluslararası prestijini de tehdit ediyor.”
— Seda Ersus, Gıda Güvencesi Uzmanı
Sektörel Vizyon ve Stratejik Değerlendirme
Prof. Dr. Ersus ancak asıl önceliğin çiftçiden tüketiciye kadar her aşamada bilinçli üretim, akredite laboratuvar denetimi, ürün takibi ve şeffaf bilgilendirme sistemlerinin hayata geçirilmesi olduğunu ifade ediyor. Öncelikle kendinizi tanıtabilir misiniz? Ben Prof. Dr. Seda Ersus, Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi (ARGEFAR) Müdürüyüm.
Akademik kariyerimde ilk olarak Hollanda Wageningen’de bulunan ATO-DLO isimli bir araştırma merkezinde çalıştım sonrasında Amerika’da Kaliforniya Üniversitesi (Davis)’te araştırmacı ve post doc olarak iki kez çalıştım. Ayrıca Salerno Üniversitesi, İtalya’da üç ay ve Azerbaycan Gence’de ders vermek için bulunmuşluğum var. Uluslararası projelerde yürütücü ve araştırmacı olarak yer alıyorum.
RÖPORTAJ: SEDA GÖK Üç Başlıkta Yol Haritası Gıda Güvencesi İçin “Öncelikle bilinçli üretim ve takip sistemleri gerekiyor. Çiftçiler uygulama ve hasatta doğru zamanlama, pestisit miktarı ve hasat teknikleri konusunda eğitilmeli. İkincisi, uluslararası standartlara uygun çalışan akredite laboratuvar sayısının artırılması gerekiyor. Üçüncüsü, tüketiciyi bilinçlendirmek, ürün etiketlemesi ve şeffaflık sağlamak önemli.” Laboratuvarınızın kuruluş hikayesinden bahseder misiniz?
ARGEFAR, 1993 yılında Prof. Dr. Işık Tuğlular tarafından kurulmuş ve Türkiye’de ilaç araştırma ve farmakokinetik alanında bir öncü olmuştur. 1995 yılında faaliyete geçmiş ve ilk başlarda küçük bir ilaç firmasıyla analiz çalışmaları yapılmıştır. 1997’de laboratuvarın kapsamı gıda analizleriyle genişletildi. Yıllar sonra ben merkeze müdür olarak atandım. Bugün ARGEFAR, İzmir’deki en iyi altyapıya sahip ve uluslararası akredite laboratuvarlardan biridir.
Laboratuvarınız hangi alanlarda analiz yapabiliyor? ARGEFAR bünyesinde farklı laboratuvar birimlerimiz var. Biyoanalitik Laboratuvar – biyolojik sıvılar (kan, plazma, tükürük vb) analizleri. Çevre ve Gıda Analiz Laboratuvarı (ÇEG) – gıda örneklerinde C13 analizi, pestisit kalıntıları, antibiyotik, toksin analizleri, yağ ve esansiyel yağ analizleri. Ür-Ge laboratuvarımızda gıda takviyeleri ve ilaçlarda etken madde analizi, stabilite çalışmaları.
Faz Öncesi Araştırmalar Birimi – fare, tavşan, sıçanlar üzerinde in vivo ve in vitro deneyler. Bu birimlerden ÇEG’de, Ege İhracatçı Birlikleri ile birlikte Türkiye’den ihraç edilen bal, pekmez ve meyve suyu gibi ürünlerin analizlerini akredite olarak yürütüyor. Laboratuvarınızın akreditasyon süreci nasıl gerçekleşti? Laboratuvarımız akreditasyonu ilk olarak 2005’te Alman Akreditasyon Kurumu ve TÜRKAK tarafından eş zamanlı akreditasyonuyla başladık ve 2007’den itibaren uluslararası akreditasyonları Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) üzerinden sürdürüyoruz.
Akreditasyon, doğru ölçüm, cihaz kalibrasyonu, metot doğrulaması ve personel yetkinliğini ve izlenebilirliği garanti eder. Codex Alimentarius Commission standartlarına uygun olarak yürüttüğümüz çevre ve gıda analizleri kapsamında, TÜRKAK tarafından ISO/IEC 17025 standardına göre akredite edilerek Türkiye’de ulusal Türkiye’de gıda güvenliği ve sürdürülebilir üretim her geçen gün daha kritik hale gelirken, ARGEFAR geliştirdiği analiz altyapısı, akredite laboratuvar gücü ve bilimsel çalışmalarıyla çiftçiden tüketiciye uzanan güvenilir gıda zincirinin güçlenmesine katkı sağlıyor.
ve uluslararası müşterek akreditasyon alan ilk akademik kuruluş olduk. Gıda güvencesini nasıl tanımlıyorsunuz? Gıda güvencesi, bireylerin yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya sürekli ve sürdürülebilir bir şekilde ulaşabilmesi olarak tanımlanabilir. Gıda güvenliği ile karıştırılmamalıdır; gıda güvenliği, gıdaların üretimden tüketime kadar geçen süreçte insan sağlığına zarar verebilecek biyolojik, kimyasal ve fiziksel risklerden arındırılmış olmasını ifade eder.
Gelecek Projeksiyonu ve Çözüm Önerileri
Gıda güvencesi ise tüketicinin, sağlıklı gıdaya sürekli ve sürdürülebilir şekilde erişebilmesini ulaşabilmesi ve bu konuda kendini güvende hissetmesidir. Türkiye’de alternatif protein kaynakları üzerine çalışmalarınız var mı? Evet, özellikle bitkisel protein kaynakları üzerine projelerimiz bulunuyor. Örneğin şeker pancarı yaprağı, ebegümeci yaprağı, maş fasulyesi, nohut, kabak çekirdeği gibi ürünlerden protein elde ediyoruz.
Ön çalışmalarda danışman olarak yer aldığım, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) bu kapsamda bir destek programı ile ticari boyutta ürün geliştirilmesi konusunda girişimlerini sürdürmekte. Bu girişimler ve yeni protein içerikli gıdaların üretilmesi hem vegan ve vejetaryen beslenmeye uygun hem de ekonomik olarak erişilebilir bir protein kaynağı geliştirilmesine katkı sağlıyor.
Meyve suyu ve ısıl işlem teknolojileri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Meyve suyunda en önemli işlem ısıl işlemdir. Isıl işlem ile mikrobiolojik bozulmayı engelleriz; katkı maddesine gerek kalmaz. Ancak vitamin kayıpları olabilir. Amerika’da non-thermal teknolojiler üzerine de çalıştım (ultrases, yüksek basınç, vurgulu elektrik alan), ancak ısıl işlemin yerini tek başına hiçbir teknoloji tamamen alamıyor.
Bu nedenle hem gıda güvenliği hem besin değerinin korunması açısından proses optimizasyonu kritik öneme sahiptir. Pestisit kullanımı ve gıda güvenliği konusunda Türkiye’de durum nedir? Çiftçiler bilinçli ancak bazen fazla pestisit kullanımı veya hasat zamanlaması nedeniyle kalıntı riski oluşabiliyor. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı çok sıkı kontrol ve denetimler uyguluyor.
Örnekleme ve analiz yöntemleri akredite laboratuvarlar tarafından yapıldığında, riskler minimize ediliyor. Ayrıca, üretim ve gıda güvenliği konularında toplumun bilinçlendirilmesi kritik bir öneme sahip. Ege İhracatçı Birlikleri tarafından laboratuvarınıza yapılan bağış ve yatırım hakkında bilgi verir misiniz? Evet, yakın zamanda Ege İhracatçı Birlikleri tarafından ARGEFAR laboratuvarımıza 1 adet LC-MS/MS ve 3 adet GC-MS/MS cihazı merkezimize kazandırıldı.
Bu cihazlar sayesinde özellikle pestisit, antibiyotik, hormon analizlerini çok daha hassas ve hızlı bir şekilde gerçekleştirebileceğiz. Açılış töreninde Ege İhracatçı Birlikleri temsilcileri ve akademik ekip bir araya geldi, teknolojik altyapımızı güçlendiren bu yatırımın Türkiye’de gıda güvenliği ve ihracat standartlarına büyük katkı sağlayacağı vurgulandı.
Bu yatırımın gıda güvenliği açısından önemi nedir? Günümüzde dünya ve Türkiye gıda ihracatında kalite ve güvenlik öncelikli kriterler. Bu cihazlar, gıda ürünlerinin güvenliğini sağlamak ve uluslararası standartlara uygunluğunu kontrol etmek için kritik öneme sahip. Örneğin, ihraç edilen meyve suları, bal, pekmez ve tütün gibi ürünlerin pestisit ve katkı maddesi kalıntılarını en hassas şekilde tespit edebiliyoruz.
Böylece hem tüketicinin güvenliği hem de ihracatçının prestiji korunmuş olacak. Laboratuvarınızın uluslararası iş birlikleri var mı? Evet, laboratuvarımız Avrupa Birliği projelerine katılım konusunda aktif. Erasmus projesi kapsamında bilgilerimizi Tunus ve Filistin’e aktaracağımız proje toplantısı geçtiğimiz Nisan ayında birimimizde gerçekleşti. Hangi metotlarla analiz yapılacağını belirliyoruz ve standartları karşılamak için sürekli güncelleme yapıyoruz.
Ayrıca farklı ülkelerden araştırmacılara kapımız her zaman açık, akademik iş birliklerini güçlendirmek üzere değerli bilim insanlarının projelerinde alt yüklenici kurum olarak yer alıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın ARGEFAR’a verdiği iki tane proje desteği var. Birincisi Biyobenzer ürünler araştırma mükemmeliyet merkezi projesi… İkincisi ise ‘İdame Projesi’ olarak merkezimizin sürdürülebilirliğini devam etmesi amacıyla verilmiş desteklerdir.
ARGEFAR olarak kurum içi kurum dışı ulusal ve uluslararası bütüne hizmet ediyoruz. “Ben değil biz deme zamanı” diyoruz. Ege Üniversitesi olarak bütüncül yaklaşımımızla tüm birimlerimizi ayağa kaldırıyoruz ve hizmete hazır hale getiriyoruz. Türkiye’de gıda güvencesi ve güvenliği alanında en kritik ihtiyaçlar nelerdir? Öncelikle bilinçli üretim ve takip sistemleri gerekiyor.
Çiftçiler doğru zamanlama, pestisit miktarı ve hasat teknikleri konusunda eğitilmeli. İkincisi, akredite laboratuvar sayısının artırılması ve bu laboratuvarların uluslararası standartlara uygun çalışması gerekiyor. Üçüncüsü, tüketiciyi bilinçlendirmek, ürün etiketlemesi ve şeffaflık sağlamak önemli. Gelecek planlarınız nelerdir? Önümüzdeki dönemde laboratuvarımızın analiz kapasitelerini artırmayı ve yeni ekipman ve hassas ölçüm tekniklerini kapasitemize entegre etmeyi planlıyoruz.
Ayrıca şu an çok fazla talep gören gıda takviyelerinin güvenilirliğini arttırmak üzere etken madde analiz potansiyelimizle üreticilere birlikte çalışabileceğimiz işbirliklerini arttırmaya yönelik girişimlerimiz olacak. Ege Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü ile birlik güvenilir ürün çıkartmak üzere projelerimiz bulunuyor. Ayrıca alternatif proteinler ve fonksiyonel gıdalar üzerine projelerimiz devam edecek.
Hedefimiz Türkiye’de hem akademik hem endüstriyel anlamda gıda güvenliği ve güvencesi alanında lider konumda olmak. Son olarak genç araştırmacılara ve girişimcilere ne tavsiye edersiniz? Bilimsel merakınızı asla kaybetmeyin. Uluslararası projelerde yer alın, farklı kültürleri ve yöntemleri öğrenin. Akademik bilgi ile endüstriyel uygulamaları birleştirebilmek, hem kariyerinizi hem ülkenize katkınızı artırır.
Ayrıca, sürdürülebilirlik ve gıda güvencesi gibi alanlar geleceğin kritik konuları olacak; bu alanlarda çalışmak çok değerli ge Üniversitesi İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi (ARGEFAR) Müdürü Prof. Dr. Seda Ersus ile Ege Üniversitesi ARGEFAR Kalite Yöneticisi ve E.Ü. Kalite Koordinatörlüğü Yönetim Sistemleri Birim Sorumlusu Yardımcısı Seçil Çavuşoğlu, YARIN Dergisi’ne merkezi gezdirip çalışmalar hakkında bilgi verdiler.