Faruk Eczacıbaşı: “Bu gerçekten Beyin Göçü mü?”

Faruk Eczacıbaşı: “Bu gerçekten Beyin Göçü mü?”

“Eski planlar, eski ezberler ve eski rekabet anlayışı artık yeterli değil. Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, geleceğin dünyasında ayakta kalmanın yolunun esneklikten ve küresel iş birliklerinden geçtiğini anlatıyor.” İŞ DÜNYASI Teknoloji çağının hızlanan dönüşümü...

EGİAD Yarın Dergisi 83. Sayı — Sayfa 82–85

“Eski planlar, eski ezberler ve eski rekabet anlayışı artık yeterli değil. Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, geleceğin dünyasında ayakta kalmanın yolunun esneklikten ve küresel iş birliklerinden geçtiğini anlatıyor.” İŞ DÜNYASI Teknoloji çağının hızlanan dönüşümü, yalnızca ekonomiyi değil düşünme biçimlerimizi de kökten değiştiriyor. Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, insanlığın “kırılım çağı”ndan geçtiğini söylüyor.

Ona göre artık mesele beyin göçü değil, küresel bir beyin ağı kurabilmek; rekabet ise büyüklükle değil çeviklikle ölçülüyor. Dünya, tarihin en hızlı dönüşümlerinden birini yaşıyor. İnternetin ardından yapay zekâ, veri ekonomisi ve küresel ağlar; üretimden bilgiye, liderlikten iş yapma biçimlerine kadar birçok alanı yeniden şekillendiriyor. Bu yeni dönemde eski alışkanlıklarla yol almak ise giderek zorlaşıyor.

“Ona göre artık mesele beyin göçü değil, küresel bir beyin ağı kurabilmek; rekabet ise büyüklükle değil çeviklikle ölçülüyor.”

— Faruk Eczacıbaşı, Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı & Eczacıbaşı Holding YK Başkan Yrd.

Sektörel Vizyon ve Stratejik Değerlendirme

Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı, içinde bulunduğumuz süreci “kırılım çağı” olarak tanımlıyor. Ona göre insanlık son yüzyıllara yayılan değişimi birkaç on yıla sığdırdı. Bu nedenle artık uzun vadeli kesin planlardan çok, esnek düşünme ve doğru ağlara entegre olma becerisi belirleyici. Eczacıbaşı ile beyin göçü tartışmalarından yapay zekâya, kuşaklar arası kırılımdan KOBİ’lerin yeni rekabet modeline uzanan geniş bir perspektifte yeni dünyanın kodlarını YARIN Dergisi okurları için konuştuk.

Türkiye’den yurt dışına giden akademisyenler ve uzmanlar için sıkça “beyin göçü” ifadesi kullanılıyor. Siz bu kavrama nasıl bakıyorsunuz? Ben meseleyi biraz farklı bir yerden ele alıyorum. Bu gerçekten bir beyin göçü mü? Yoksa Türkiye’den yetişmiş beyinlerin dünya ölçeğinde aktif olması mı? Bugün Avrupa ve Amerika’da yaklaşık 15 bin doktora üstü akademisyenimiz var.

Bu insanlar hayatlarını kurmuş, ailelerini oluşturmuş. Hepsini fiziksel olarak geri getirmeye çalışmanın çok da anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Zaten verimli olduklarını hissettikleri ortamlarda çalışıyorlar. Asıl sormamız gereken soru şu: Onların bulundukları yerde ürettikleri değerden biz nasıl yararlanabiliriz? Artık aynı mekânda çalışmak zorunda değiliz.

Bant genişlikleri arttı, iletişim olanakları gelişti. Coğrafyadan bağımsız toplantılar yapabiliyoruz. RÖPORTAJ: SEDA GÖK “Bu gerçekten Beyin Göçü mü?” “Beyin göçü tartışmalarına farklı bir perspektif getiren Faruk Eczacıbaşı, dünyanın dört bir yanına yayılan Türk bilim insanlarının bir kayıp değil, küresel bir bilgi ağı oluşturduğunu söylüyor. Yeni dönemin anahtarı ise geri dönüş değil, bağlantıda kalabilmek.“ Bu insanlar bizim kaybımız değil.

Onlar dünya üzerine yayılmış ortak beynimizin bir parçası. Bugün kendi kurumunuzda çok iyi mühendislerle çalışabilirsiniz. Ama dünyanın en iyi mühendisiyle de, nerede olursa olsun, çalışma imkânına sahipsiniz. Önemli olan bakış açımızı buna göre değiştirmek. KIRILIM ÇAĞI: “700 YILLIK DEĞİŞİMİ 30 YILDA YAŞIYORUZ” Sıklıkla “kırılım çağı” ifadesini kullanıyorsunuz.

Bu kavramla tam olarak neyi kastediyorsunuz? Bugünkü çağa bir isim verecek olsam kesinlikle “kırılımın çağı” derim. Özellikle internetten sonra yaşadığımız dönüşüm, insanlık tarihindeki son 700 yıllık değişime eşdeğer. Matbaa, buharlı makine, elektrik, otomobil, çip… Bunların hepsi yüzyıllara yayılan dönüşümlerdi. Ama son 30 yılda internet, cep telefonu, kripto teknolojileri, bulut bilişim ve şimdi yapay zekâ ile ajan sistemleri üst üste geldi.

Adeta yüzyıllara yayılan değişimi birkaç on yıla sıkıştırdık. Bu da ister istemez öngörülemezliği artırıyor. Ben planlama kültüründe yetiştim. Kariyerimin başında beş yıllık planlar yapardık. Sonra üç yıllık planlara indik. Şimdi üç yıl sonrasını öngörmek bile zor. Bu nedenle bu çağın en temel özelliği esneklik. Kurumlar da bireyler de esnek olmak zorunda.

Aksi takdirde sistemin dışında kalma riski var. “KAPI BEKÇİLERİ DÖNEMİ SONA ERİYOR” Bu kırılımın en belirgin sonuçlarından biri nedir? Eskiden her alanın bir kapı bekçisi vardı. Basın haberin kapı bekçisiydi. Bankalar finansın kapı bekçisiydi. Devletler bilgi akışının kapı bekçisiydi. Bugün bu yapıların sarsıldığını görüyoruz. Sosyal medya basın düzenini değiştirdi.

Gelecek Projeksiyonu ve Çözüm Önerileri

Kripto finans dünyasını dönüştürdü. Yapay zekâ bilgiye erişimi demokratikleştirdi. Her kırılım, bir kapı bekçisinin etrafından dolanarak sistemi dönüştürüyor. Arşimet’in “Bana bir kaldıraç verin dünyayı yerinden oynatayım” sözünü hatırlayın. Bugün o kaldıraç yapay zekâ sayesinde herkesin elinde. Bundan sonrası kullanım becerisine bağlı. Türkiye’nin teknolojik adaptasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye geride mi? “Türkiye geride mi?” sorusuna net bir “evet” demem. Farklılıklar var ama Avrupa’ya göre toplumsal yorgunluğumuz daha az. Enerjimiz yüksek. Girişimcilik refleksimiz güçlü. Bazen geç başlamak avantajdır. Aynı hataları yapmama fırsatı verir. Ben artık meselelere sadece Türkiye perspektifinden bakmıyorum. Kök sorunlar dünyada benzer. Güven erozyonu her yerde var.

Paradigmal değişim bütün dünyayı etkiliyor. En önemli konu bilgi akışına açık olmak. Sermaye akışına açık olmak. İnsan hareketliliğine açık olmak. İzolasyonun sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. “Ege’nin KOBİ’leri kendini yedirmemeli” Sanayi döneminin “fabrikatör” anlayışının artık değer üretmenin tek yolu olmadığını vurgulayan Eczacıbaşı, bugünün ekonomisinde küçük ama çevik yapıların daha avantajlı olduğunu vurguladı.

Ege’nin KOBİ ağırlıklı yapısı ile küçük ama hızlı balık olması gerektiğine vurgu yapan Eczacıbaşı, “Kendi işinizi çok iyi yaparak büyümeye odaklanın. Ama aynı zamanda güçlü ağlara entegre olmayı başarmak zorundasınız. Yeni dönemin rekabet anlayışı, küresel bütün içinde kendi gücünden pay alabilme yeteneğiyle şekillenecek. Dolayısıyla şirketlerinizin, kendi güçlü kaslarına odaklanması gerekiyor” dedi.

KARPUZ METAFORU ÜZERİNDEN “DÜNYA İKİYE BÖLÜNDÜ” Kuşaklar arası farkı nasıl yorumluyorsunuz? İlginç bir dönemden geçiyoruz. Dünya nüfusunun yaş ortalaması 32 civarında. Dünya liderliğinin yaş ortalaması ise 60’ın üzerinde. İnternet hayatımıza 30-35 yıl önce girdi. Yani dünyanın bir yarısı dijital dünyanın içine doğdu. Diğer yarısı analog dünyada yetişti ama bugün gücü elinde tutuyor.

Benim kuşağımın kafası karışık. Çünkü alıştığımız sistemler sürekli kırılıyor. Gençlerin kafası karışık çünkü biz onların önünü açmakta zorlanıyoruz. Ama şunu net söyleyeyim: Zaman gençlerin lehine işliyor. Siz bu dünyanın içine doğdunuz. Araçlara hâkimsiniz. Esneksiniz. Bu iki kuşağın birbirini kırmadan, birbirinden öğrenmesi gerekiyor. EGE VE KOBİ’LER İÇİN YENİ REKABET MODELİ Ege Bölgesi ve KOBİ’ler için bu yeni paradigma ne ifade ediyor?

Sanayi döneminin büyük fabrika anlayışı artık tek model değil. Bugünün dünyasında küçük ama çevik yapılar avantajlı. Ege’nin KOBİ ağırlıklı yapısı aslında bir fırsat. Büyük balık olmak zorunda değilsiniz. Hızlı balık olun. Rekabet artık büyüklükle değil, doğru ağlara entegre olma kapasitesiyle ölçülüyor. Kendi güçlü kaslarınıza odaklanın ama küresel ağların parçası olun.

“GELECEĞİ UZUN VADELİ TAHMİN ETME ÇABASINI BIRAKTIM” Önümüzdeki döneme dair en kritik mesajınız ne olur? Uzun vadeli iddialı gelecek tahminlerine artık mesafeliyim. 2040’ta şu kadar meslek yok olacak, bu kadar meslek doğacak gibi hesaplar bana anlamlı gelmiyor. Önemli olan bugünün araçlarını doğru kullanmak. Geçmişi romantize etmemek. Geleceği abartmamak.

Eğer bu bir kırılım çağıysa, en temel refleksimiz esneklik olmalı. Hikâyemizi bilelim. Vizyonumuzu netleştirelim. Ama tabulara tutunmayalım. Çünkü eski ezberlerle yeni dünyada yol almak mümkün değil. Türkiye Bilişim Vakfı liderliğinde geliştirilen n360 Yapay Zekâ Platformu hakkında da bilgi verir misiniz? Yapay zekâ destekli yeni nesil uzmanlık ve araştırma platformu olan n360, iş dünyasına stratejik katkılar veriyor.

Türkiye Bilişim Vakfı çatısı altında geliştirilen ve yapay zekâ destekli analizlerle uzman görüşlerini buluşturan n360; kurumların karar alma süreçlerine hız, derinlik ve güven kazandırmayı hedefleyen yenilikçi bir model olarak öne çıkmakta. Platform; Stratejik sorular için doğru uzmanlara hızlı erişim, Yapay zekâ destekli bütüncül analiz ve raporlama, Kurumlara özel AI strateji danışmanlığı gibi hizmetlerle, iş dünyasında bilgiye erişim ve karar alma biçimlerini dönüştürüyor.

n360, ABD merkezli Enquire AI iş birliği sayesinde küresel ölçekte binlerce uzmana erişim sağlayarak Türk iş dünyasını uluslararası bilgi ağıyla buluşturmakta. Platform, danışmanlık süreçlerini dijitalleştirmenin ötesine geçerek bilgi üretimini demokratikleştiren yeni nesil bir yapı sunmakta “Konuları dünya çapında değerlendirmeliyiz” Kendi kuşağının sorunları çözerken daha çok “savaş dili” üzerinden hareket ettiğini belirten Eczacıbaşı, bunun olumsuz sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Yeni dönemde gençlerin daha fazla söz sahibi olması gerektiğini vurgulayan Eczacıbaşı, küresel bakış açısının zorunluluğuna dikkat çekti. Eczacıbaşı, “Yeni bir model geliştireceksek bu yalnızca bize özgü olmamalı. Konuları kendi ekosistemimizin sınırlarından çıkarıp dünya çapında değerlendirebilmeliyiz” dedi. Eczacıbaşı, beyin göçünün artık tek yönlü bir mesele olmadığını, küresel ölçekte yeniden şekillendiğini dile getirdi.

Eczacıbaşı, “Doğru bir şey yapıyorsanız, o dünyanın her yerinde geçerli olabilmeli. Yeni pusulalara ihtiyacımız var. Manifestomuz dünyanın sürdürülebilirliği olmalı” diye konuştu. Eczacıbaşı’dan satırbaşları ■ 700 yıllık değişimi 30 yılda yaşıyoruz ■ Beyin göçü değil, küresel beyin ağı ■ Kapı bekçileri çöküyor, birey güçleniyor ■ Geleceği planlamayı bıraktım ■ Dünya ikiye bölündü; dijital doğanlar ve analog yönetenler ■ Artık büyük balık değil, hızlı balık kazanıyor ■ Yeni paradigmada esnek olmayan elenecek ■ Coğrafi sınırlar bilgi çağında anlamını yitiriyor İŞ DÜNYASI